You are here: Home / 2017 / Seminar 100 years Octoberrevolution - Thematic Block 6 / Ekim Devrimi Yaşıyor. Bugünkü Devrimci Sınıf Mücadelesi İçin Dersler

Ekim Devrimi Yaşıyor. Bugünkü Devrimci Sınıf Mücadelesi İçin Dersler

Bolşevik Parti (Kuzey Kürdistan/Türkiye) BP(NK/T), Madde No. A22, "100 Ekim Devriminin Önemine Dair Uluslararası İnternet Tartışması", 15 Ekim 2017


 

Biz komünistlerin bugün Ekim Devriminden öğrenebileceğimiz ve öğrenmek zorunda olduğumuz bir- çok şey vardır. En önemlisinin ne olduğu bizce, birinci dünya savaşı sonunda oluşan devrimci durumu Ekim Devriminin nasıl olup ta devrimle taçlandırabilmiş olduğu sorusunun cevabında yatmaktadır. Avrupa’nın birçok başka ülkesinde de devrim için objektif koşullar olgunlaşmıştı, devrimci durumlar ortaya çıkmıştı, hatta örneğin Almanya ve Macaristan’da olduğu gibi ayaklanmalar baş göstermiş, geçici olarak bölgesel Sovyet iktidarları kurulabilmişti. Bütün bunlara rağmen fakat sosyalist devrim neden bu ülkelerde zafer kazanamadı? Neden Rusya’da Proleter Dünya Devriminin açılışına emperyalizmin diğer merkezlerinden, Avrupa ülkelerinden uzun süre sosyalist devrimlerle doğrudan yardım gelmedi? Cevap nettir: Rusya’nın üç devriminde mücadele içinde çelikleşmiş ve emekçi kitlelerin ayaklanmasına önderlik etme yeteneğine sahip Bolşevik Parti’nin varlığı. O dönemde hiçbir komünist partisi, Rusya’daki Bolşevik Parti kadar devrime önderlik etmeye hazırlıklı değildi. Öyle ise eğer Ekim Devriminden öğrenmek istiyorsak, öncelikli olarak Bolşevik Parti’nin nasıl bir parti olduğu ve onu diğer partilerden ayıranın ne olduğu sorusu ile uğraşmak zorundayız.

 

* Ekim Devriminin tarihi bize devrimci bir partinin devrimde önderliği olmaksızın proleter devrimin zaferinin mümkün olamayacağını gösteriyor. Oportünizmden arınmış, uzlaşmacılara ve teslimiyetçilere karşı uzlaşmaz, burjuvaziye ve onun devlet iktidarına karşı tutumunda devrimci bir P

parti. Rusya’da Bolşevik Parti böyle bir parti idi.

 

* Ekim Devriminin tarihi bize, Rusya’da Bolşevik Parti’nin işçi sınıfının önderi, proleter devrimin öncüsü ve örgütçüsü rolünü hakkıyla yerine getirme yeteneğinde olduğunu gösteriyor. Bu ancak bu partinin işçi sınıfının bilimsel teorisi Marksizm’i kendi teorik temeli haline getirmesiyle mümkün olmuştur. O bu teoriyi eyleminin kılavuzu yaptı, pratikte uyguladı ve temelden değişmiş olan şartlarda geliştirdi ve onu yeni bir seviyeye, Marksizm-Leninizm seviyesine yükseltti. Diğer bir dizi sosyal demokrat parti, o dönemde enternasyonal işçi hareketi içinde Almanya Sosyal Demokrat Partisi gibi önder konumunda olan partiler de marksist teoriyi savunma adına onun devrimci özü yerine, daha çok lafzına sahip çıkıyorlardı. Ya da Marksizm’i sığlaştırıyor, ya da çarpıtıyorlardı. Öyle ki bunlar Marksizm’i burjuvazi tarafından da kabul edilebilir bir öğretiye çevirdiler.

Bugün bunlardan dersler çıkarmalıyız. Marksist-leninist teoride ustalaşmazsak, marksist-leninist partiler inşa edemeyiz ve devrim için objektif şartlardan devrimin zaferi için yararlanamayız. Tabii ki bugün emperyalist sistemde bir dizi yeni görüngüler var. Tabii ki marksist–leninist bilime dayanarak bu yeni görüngüleri incelemek ve açıklamak, bu anlamda Marksizm Leninizm’i geliştirmek zorundayız. Fakat bu yeni görüngüler sistemin özünde bir değişiklik anlamına gelmiyor. Bunlar aynı sistemin çerçevesi içinde nicel gelişmeler. Bu yüzden bugün geliştirme, marksist-leninist bilimin yeni bir seviyeye yükseltilmesi biçiminde olmayacak.

 

* Zafer kazanan Ekim Devriminden bunun dışında şunu da öğreniyoruz: Bolşevik Parti’nin tarihi, işçi sınıfı saflarında faaliyet gösteren küçük burjuva partilere- Narodniklere, Sosyal Devrimcilere, Menşeviklere, anarşistlere, milliyetçilere- karşı mücadele tarihidir. Eğer bu partiler ideolojik mücadele ile yenilgiye uğratılmış, onların işçi sınıfı ve emekçiler içindeki etkileri kırılmamış olsa idi, Ekim Devrimin zafer kazanması mümkün olmazdı.

Bolşeviklerin ideolojik mücadelesi fakat yalnızca işçi sınıfı içinde faaliyet gösteren kendi dışlarındaki partilere karşı mücadele değildi. Lenin ve Bolşevikler Bolşevik parti içindeki oportünist hatalara ve oportünistlere karşı da sürekli olarak eleştiri-öz eleştirici ideolojik mücadele yürüttüler.

SBKP(B) Tarihi/Kısa Ders’te bu konuda şu söyleniyor:

Eğer Ekonomistler ve Menşevikleri alt etmeseydik, partiyi inşa edemez ve işçi sınıfını proleter devrime götüremezdik. Eğer Troçkistleri ve Buharincileri alt etmeseydik, sosyalizmin kuruluşu için gerekli şartları yerine getiremezdik.

Her türden ve renkten milliyetçi sapmaların temsilcilerini alt etmeseydik, halkı enternasyonalizm ruhuyla eğitemez, SSCB halkları arasındaki büyük dostluk bayrağını koruyamaz ve SSCB’ni kuramazdık. Bazı kimseler, Bolşeviklerin parti içindeki oportünist unsurlara karşı çok zaman harcadıklarını, bunların önemini abarttıklarını düşünebilir. Ama bu tamamen yanlıştır. Saflarımızdaki oportünizm, sağlıklı bir organizmadaki ülser gibidir ve asla hoşgörüyle karşılanmamalıdır. Parti işçi sınıfının öncü müfrezesi, ileri kalesi ve genel kurmayıdır. İşçi sınıfının yönetici kurmayında şüphecilere, oportünistlere, teslimiyetçilere ve hainlere yer yoktur.”1 Biz burada, devrimci hareket içinde Ekim Devriminin bu dersinin yeterince kavranmadığı ve buna uygun davranılmadığını tespit etmek zorundayız. Egemen olan, küçük başarıların abartılması ve kendi kendine düzülen övgülerdir. Egemen olan, söz konusu başkaları olduğunda acımasız eleştiri, kendi hatalarına karşı ise liberalizm ve üzerini örtmektir. Egemen olan hata ve eksikliklerin üzerinin örtülmesidir.

 

* Ekim Devriminin tarihi bize bu devrimin önderi olan partinin merkezi önemde bir özelliğini daha öğretiyor: Alçak gönüllülük ve özeleştiri yeteneği. SBKP(B) Tarihi, Kısa Ders’te şu tespitler yapılıyor: “Bir parti, eleştiri ve özeleştiriden korkmazsa, çalışmasındaki hata ve kusurları örtbas etmezse, parti çalışmasındaki hatalarından ders çıkararak kadrolarını eğitirse ve hatalarını zamanında düzeltmeyi bilirse, yenilmez bir parti haline gelir.

Bir parti, hatalarını gizlerse, sancılı meseleleri örtbas ederse, her şey yolundaymış gibi davranarak eksiklerinin üstünü örterse, eleştiri ve özeleştiriye tahammül göstermezse, kendini beğenmişliğe ve gurura kapılırsa ve ilk başarılarıyla yetinirse, mahvolur.”2 Ekim’den öğrenmeliyiz. Biz bu muazzam devrimin önderinden, Leninist Parti’den, Bolşeviklerin Parti’sinden öğrenmeliyiz. Bu partiyi kendimize örnek almalıyız. Ve böyle bir partiyi sürekli olarak işçi sınıfının ve emekçilerin burjuvaziye karşı sınıf mücadelesi ile bağ içinde inşa etmek için çalışmalıyız. Ancak bu inşa çalışmasında, bu partinin inşası sırasında devrim öncesinde iki aşamanın yaşanmış olduğunu da hiç unutmamalıyız.

Bir Bolşevik Parti’nin inşasının birinci aşamasında esas görev proletaryanın en iyi, en aktif, proletaryanın davasına en bağlı güçlerinin kazanılması, proletaryanın partisinin şekillendirilmesi, ayakları üzerine dikilmesidir.

Lenin bu görevi “proletaryanın öncüsünün komünizm için kazanılması “ olarak formüle ediyor. Bugün bizim tanıdığımız kadarıyla dünyadaki hiçbir marksist-leninist parti ciddi bir şekilde, kendisinin proletaryanın öncüsünü komünizm için kazanmış olduğunu iddia edemez. Fakat birçok halde bu gerçek algılanmıyor. Kendi durumu hakkında güzellemeler yapılıyor. Böyle yanlış bir tavırla ilerlenilemez. Bu durum ancak bugünkü komünist partilerin sürekli, sistemli, bilinçli komünist faaliyetiyle aşılabilir.

Ekim Devriminden öğrenerek görevlerimizi yerine getireceğiz, partilerimizi bolşevikleştireceğiz, güçlü Bolşevik partiler inşa edeceğiz.

Böylece kitlelerin ayaklanmalarını devrime yönlendirme konusunda donanmış olacağız. Böylece insanlığı emperyalist barbarlık içinde çöküşe gitmekten kurtarmak için donanmış olacağız. Böylece yeni, sosyalist bir dünya kurmak ve komünizme ilerlemek için donanmış olacağız.

 

Ekim’den öğrenmek, Lenin’den öğrenmektir! Lenin’den öğrenmek yenmeyi öğrenmektir!

 

 

1 Stalin, “SBKP/B Tarihi Kısa Ders”, Stalin Eserler, Cilt 15, s. 408, İnter Yayınları, 1990, İstanbul,

2 age., s. 409

PDF olarak indir

Document Actions